Doğu Time

EMPERYALİZME, KARŞI DURAN KADIN “OSMANİYELİ TAYYAR RAHİME”

Abdullah Şahin

Tarihçi – Yazar

Sevgili okurlar, Emperyalizme karşı mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’nın en önemli cephelerinden bir tanesi Güney Cephesi’dir. Bu cephede bütün şehirler önce İngiltere, daha sonra Fransa işgaline uğramıştır. İtilaf devletleri, aralarında yapmış oldukları gizli antlaşmaları devreye sokarak paylarına düşen yerleri işgale başladılar. Adana-Antep-Maraş bölgesinde Fransa yörede yaşayan Ermenilerle işbirliğine girerek işgallerini kalıcı hale getirme çabasındaydılar. Şimdi hem bu işgal harekâtını hem de Tayyar Rahime’nin destanlaşan mücadelesini sizlere aktarmaya çalışalım.

 

Bir Kuvayımilliyeci Tayyar Rahime’nin Milli Mücadele Serüveni

Rahime Hatun Osmaniye ilçesine bağlı Raziyeler (Kayalı) köyünün Kanlı Geçit Mahallesi’nde 1890 yılında doğmuştur. Babası Köse Abdullah, anası Hatice’dir. Eşe ve Elif adında iki ablası kendisinden küçük, Meryem adındaki kız kardeşi ile Mustafa adında bir erkek kardeşi vardır. Rahime Hatun iki evlilik yapmıştır. Önce Demiralioğlu İbrahim ile evlenmiştir. Bu evlilikten iki kızı vardır. İbrahim’den ayrıldıktan kısa bir süre sonra ikinci evliliğini Vız Ali adında birisi ile yapmış bundan da iki oğlu olmuş onlar da küçük yaşta ölmüşlerdir.

 

Rahime Hatun’u tanıyanlar onu şöyle anlatırlar:

Orta boylu, normal yapıda, esmer tenli, ela gözlüdür. Başına sırmalı puşu sarardı. Sırtında Maraş abası vardı. Kara şalvar giyer, göğsüne fişeklik takardı. Omzunda Alman filintası denen tüfeğini taşırdı. Ayağına ipli çarık veya yemeni giyerdi. Kıyafeti ile bir erkekten farksızdı. Genellikle atlı gezerdi. Beden yapısı bakımından güçlü kuvvetliydi. Onun bu durumunu bilenler, “Taşı sıksa suyunu çıkarır.” demişlerdir.

Kendisini vatana ve millete adamıştı. Şu sözlerini kendisini tanıyanlar unutamamıştır: “Allah bana nusret verse yalnız başıma düşmanı kırarım. Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim.”

Osmaniye çete savaşlarına damgasını vuran Rahime Hatun, davranışlarıyla erkek arkadaşlarına örnek olmaktaydı. Çarpışmalara girmekten kaçınan silah arkadaşlarına cesaret verici sözler söylerdi.

 

Rahime Hatun nasıl Kuvayımilliyeci oldu?

Osmaniye yöresinde yer yer kurulan çeteler, düşmanı tedirgin etmeye başlamıştı. Bu arada çete örgütlenmesini yaygınlaştırmak için köyleri dolaşan çete elebaşları bir gün Rahime Hatun’un baba yurdu olan Kanlı Geçi’te geldiler.

Çete reisi Hüseyin Ağa ev ev dolaşırken Rahime Hatu’nun bulunduğu eve de uğramış. Bu evden çete olarak kimi alalım, diye sorduğunda Rahime Hatun da, “Köse Abdullah ailesinden beni alın” diye kesin bir cevap vermiştir. Hüseyin Ağa, “Sen kadınsın, geri hizmette çalışman uygun olur” dediyse de Rahime bunu kabul etmemiştir. İster istemez Rahime Hatun’u çete listesine alan Hüseyin Ağa, ona; “Sen de Rahime onbaşı olarak bize katıl” demiştir. Böylece, Yanıkkışla ve Karayigit köylülerinden oluşan Kırmızı Müfrezeye Rahime Hatun da girmiş olur. O günden sonra onbaşı rütbesiyle çete savaşlarına katılmıştır.

Rahime Hatun, çete savaşlarında yararlılık gösteren ve büyük hizmetleri geçen Yarpuzlu Divlimoğlu Hacı Efendi ve Kadir Çavuş gibi kahramanlarla Ermenilere ve Fransızlara karşı çarpışmıştır. 5 Ağustos 1920’de Cebeli Bereket’in Alibeyli Mahallesi’nden Hacı Ökkeş Ağa’nın evinin damında Fransız bayrağı dalgalanmaktaydı. Nedeni ise bu ev, düşman güçleri Karargâhı olarak kullanılmaktaydı. Hüseyin Ağa önderliğindeki Kuvayımilliyecilere bu karargâhın Fransızların elinden kurtarılması görevi verilmişti. İşte bu kutsal görevi alan müfrezenin içinde Rahime Hatun da bulunmaktaydı.

Hüseyin Ağa önderliğindeki müfreze 70-80 kişiden oluşuyordu. Bu kişilerden adları bilinenler şunlardı: Hayta Hüseyin ve arkadaşları, Yastı Kelle, Ali Kılıç, Mamık Hüseyin, Kadir Çavuş, Muhammed Hoca, Nacar Ökkeş, Borazan Mehmed, Hacı Ali Ağa oğulları Ali ve Ahmed, Ali Bekiroğlu Ahmed…

Kurtarma hareketi başlamadan önce Tayyar Rahime erkek arkadaşlarına şöyle seslenmiştir: “Arkadaşlar, düşman karargâhını mutlaka alacağız. Allah bizimle beraberdir. Yalnız sizden bir isteğim var: Ben şehit olursam cesedimi düşmana sakın bırakmayın.”

Bunun üzerine saldırı başlamış. Çete üyeleri Allah Allah sesleriyle ileri atılmışlardı. Düşman da karşı ateşe başlamıştı. Kadir Çavuş ile Rahime Hatun’un sıktığı kurşunlar hiç boşa gitmiyor, her atışta bir kefere yere seriliyordu. Düşmanın savunması daha da şiddetlenince bizimkilerde duraklama başladı. Bu durumu gören Rahime Hatun, arkadaşlarına yeniden cesaret vermek için şöyle haykırdı:

“Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olmanıza rağmen yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz? Haydi durmayın, Allah’ını seven, vatanını seven yürüsün!..”

Bunun üzerine kıyasıya çarpışma yeniden başladı. Düşman karargâhına iyice yaklaşmışlardı. Ne yazık ki bu sırada Rahime Hatun göğsünden vuruldu ve yere yığıldı. ” La ilahe illallah” diyerek şehadet şerbetini içti. Bunun üzerine arkadaşları yemin ettiler, karargâh ya alınacak ya alınacaktı ve sonunda düşman karargâhı düştü. Bu olay sonunda Rahime Hatun’un da gözü arkada kalmadı, harekât başarıyla sonuçlanmış oldu. Rahime Hatun cephe gerisinde Osmaniye halkının ve çevre köylerin yoğun katılımıyla gözyaşları arasında ebedi istirahatgahına uğurlandı.

 

Neden Tayyar dediler:

Şubat 1920’de Hasanbeyli civarında 89. Tümen Fransızlarla kıyasıya bir savaşa tutuşmuştu. Rahime Hatun bu mücadelede savaşın ortasına şimşek gibi çakıyordu. Bu harekât sonunda arkadaşlarıyla Fransızlardan 80 tüfek 2 makineli silah ele geçirmişlerdi. Olayda iki arkadaşı da şehit düşmüştü. Rahime Hatun şehitleri orada öyle bırakmak niyetinde değildi. Cephe hattına girerek ileri atılıp şehitleri düşman çizmesi altında bırakmamıştı. Osmaniye yöresinde savaşlarda gösterdiği bu tür davranışları ve atılganlığı onun halk arasında TAYYAR (Uçan) unvanını almasını sağlamıştır.

 

Sonuç olarak;

                Tayyar Rahime’nin Osmaniye bölgesinde yapmış olduğu mücadele çevre illerde de ses getirecektir. Ondaki bu vatan sevdası Türk kadının simge isimlerinden biri olmasını sağlayacaktır.

Sevgili okurlar, Türk Kadını nerede olursa olsun cennet vatanı için tek ses tek vücut olduğunu Kurtuluşun o zor koşullarında net bir şekilde ortaya koymasını bilmiştir. Halide Edip’in İstanbul Fatih mitinginde yaptığı konuşma ve milli mücadeleye verdiği destek ile Tayyar Rahime’nin Osmaniye’de ki kahramanca mücadelesi bu vatanın Türk anasının kanatları altında olduğunu çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Halide Edip Hanım’da Tayyar Rahime Hatunda mücadelesinde bir nokta üzerinde durmaktaydılar : “Yalnız hak ve Allah var!”

Evet, bizim hiçbir şeyimiz olmasa da şunu çok iyi biliyoruz: “Hak ve ALLAH bizimle”

 

Tayyar Rahime Hatun’un mezar taşında şunlar yazılıdır:

Şehit Rahime Hatun (d. 1890- ölüm-Şehit 5. 8. 1920)

Yarınların sahibi ey gençlik!

İyi tanı, ebedi sükûnetle bu mezarda yatan;

Hak için, bayrak için canın feda edip

Armağan etti bize bu mukaddes vatanı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ